Ertelemek Kendinden Vazgeçmektir

Sizin de harika kararlar aldığınız halde çeşitli bahaneler üreterek erteleme girdabına kapıldığınız oluyor mu?


Bu hafta spora başlayacağım deyip de spor salonun kapısından bir türlü girememek… Birkaç kalın kitap alıp şöyle bir göz atarak bir kenarda unutmak... Diyetleri, hiç gelmeyen pazartesilere bırakmak...


Ertelemek, bilmekle yapmak arasındaki derin boşluktur.


Yapılan bilimsel araştırmalar, ertelemenin temelinde çocukluğa kadar giden ailevi nedenler olabileceğini gösteriyor. Anne babanın çocuğa karşı baskıcı ve sert davranışlarına çocuk da ‘yapıyormuş gibi’ gözüküp oyalanarak tepki veriyor. Aileden edinilen bu kalıp zamanla kronik bir davranış haline gelebiliyor.


İnsan, ertelemesini haklı çıkarmak için sayısız neden üretip kendini ikna etme konusunda çok ustadır.


Ne var ki erteleme, ilk başta zararsız gibi gözüküp kısa vadede bir rahatlama ve haz duygusu sağlasa da, aslında bir süre sonra başka şekilde açığa çıkacak olan bir kaygı ve huzursuzluk tohumları eker. Ertelenen iş, kişide bir suçluluk ve yetersizlik duygusu yaratır.


O anki konfor alanının dışına çıkmayarak rahat gibi gözüken insan, aslında alt beynini “alınmış doğru karar” ile “onu uygulamamak” arasındaki bilişsel uyumsuzluğun çelişkisiyle baş başa bırakır.


Ertelemenin sonsuz girdabından korunmak için neler yapılabilir?


1- Kendinizi kandırmaktan vazgeçin


Ders çalışması gerekirken masaya oturmamak için türlü bahaneler bulan bir öğrenci gibi kendinizi kandırmayın.


Rutininizi ve “var olanı koruma” eylemlerinizi bir kenara bırakın. Sizi asıl hedeflerinize götürecek ve bir kazanan yapacak olan “ileri gitme eylemlerine” öncelik verin.


Uzun zamandır oluşturmayı planladığınız blogunuzu, “Ev çok dağınık, önce bir evi temizleyeyim.” diye yine ertelemeyin.


Listelediğiniz TEDx videolarını “Ama Cansu’yla önce bugünün dedikodusunu yapalım.” diye tüm gecenizi alacak bir telefon konuşmasına kurban etmekten vazgeçin.


Erken yol almanın fırsatlarını ve uyanık olmanın hazzını “Biraz daha uyusam ne çıkar.” bahanesiyle uykuya kurban etmeyin


“İleri gitme” eylemlerinizi erteleyerek rahatınıza, rutininize veya “var olanı koruma eylemlerinize” öncelik verirseniz ilerleme asla gerçekleşmeyecektir. Planlarınıza önce sizi bir kazanan yapacak olan ileri gitme görevlerinizi koymalısınız.


Zorlu, yorucu, zaman alıcı ve konfor alanınızdan uzakta olsa bile…


2- “3K” kuralını uygulayın


Bir sağlık problemi için doktora gittiğinizde uygulanan işlem çok basittir. Doktor sizi muayene ederek film, tahlil vb. bir dizi tetkik yapar. Ardından bu veriler ışığında hastalığınıza bir teşhis koyar. Ya sonra?


Düşünsenize, doktorların görevi sadece buraya kadar olsaydı... Yani hastalığınızın adını söyleyip sizi uğurlasaydı, ne hissederdiniz? Tedavi olmadan, hastalık giderilmeden tetkik ve teşhis bir anlam ifade eder mi?


İşte biz de hayatımızdaki sorunlar karşısında ne yazık ki tetkik ve teşhis konusunda tüm zaman ve enerjimizi harcıyoruz ama iş tedaviye gelince orada kalıyoruz.


İş veya özel hayatınızdaki sorunu günlerce düşünüp konuşsanız, o sorunlara binlerce örnek de verseniz, çözüm bulmadığınız ve o çözümü uygulamadığınız sürece bunun size hiçbir faydası olmayacaktır.


Kilo sorununuz olduğunu fark etmek sizi zayıflatmaz. Sizi zayıflatacak tek şey vardır: diyet yapmak. Diyet yapmak dışındaki her türlü adımınız, aksiyona geçmediğiniz sürece anlamsız bir kendini kandırmadır.


Unutmayın, tedavi yapılmadığı sürece tetkiklerin de, teşhisin de bir anlamı yoktur.


3- Bırakın mükemmel olmasın


Yapacağımız işe mükemmellik koşulunu koymak, çoğunlukla o işe başlayamama engelini de beraberinde getirir.


Uzun zamandır yazmayı tasarladığımız öykümüzün yayımlandığında nasıl beğenileceğini, nihayet açığa çıkaracağımız o yazarlık potansiyeline herkesin hayran kalacağını hayal etmek; o öyküyü yazıp da hiç ilgi görmemesinin yaratacağı hayalkırıklığıyla yüzleşme ihtimalinden daha konforludur.


Kusursuzluğu arayan bir yazar birinci sahnenin çeşitli sürümlerini yazmaktan oyunun gerisini yazamaz.


Pek çok durumda bilgimiz ve yetkinliklerimiz, yapacağımız iş için tam anlamıyla yeterli olmayabilir. İnsan yetkinliklerini “yaparak” kazanır.


4- Kararlı olun, bahaneleri yok edin


“Zaman yok”

Aslında istediğimiz birçok şeyi genelde “zamanımız olmadığı için” erteleriz. Oysa her şey bir önceliklendirme ve planlı olma meselesidir. Haftalık, aylık ve yıllık planlar birçok şey için yeterli zamanımız olduğunu görmemizi sağlayacaktır. Amaçlarımıza ulaşınca elde edeceğimiz faydaları kendimize hatırlatmamız da bizi motive edecektir.


“Para yok”

İstediğimiz birçok şeyde olduğu gibi kendimizi dönüştürmek adına atmayı planladığımız adımlarda da yüksek maliyetler bize engel olabilir. Bu durumda “para yok ki” diye kestirip atmak yerine hem maliyeti azaltma seçeneklerini araştırmalı hem de kendi finansal durumumuzu iyileştirmeye çalışmalıyız. Gelir-masraf dengesini önyargısız biçimde tespit etmek, mali danışmanlık desteği almak ve kendi çözümlerimizi hayata geçirmek mantıklı olacaktır.


“Enerjim yok”

Bizi hayatta tutan ve temel sorumluluğumuz olan görevlerimiz genelde zaten yorucudur. Yorgun argın eve gelip dinlenmek, çoğu kez spor salonuna / kursa / toplantıya / eğitime vb gitmekten daha çekici gelir. Ancak burada kaçırdığımız gerçek şudur: Kendimizi geliştirmek ve ileri gitme eylemlerine yer vermediğimiz sürece gerçekten dinlenip enerji toplamamız mümkün değildir. Aksi halde dinlendiğimizi sanıp tükenmişlik hissimizi büyütür ve mutsuz oluruz.


“Kararsızım”

Her kararın bir seçim olduğunu ve bir şeyi seçerken diğer şeyi kaybettiğimizi bilmek bizi kimi zaman harekete geçmekten alıkoyar. Yanlış karar verme korkusu ve seçmediğimiz şeyi kaybedecek olmanın olası pişmanlığı, karar vermemizi sürekli erteleyerek kendince bir çözüm bulan bir savunma mekanizmasına yol açar.


Oysa “en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir.” Denemek, en kötü ihtimalle ders almayı, “bunu da denedim” tecrübesi edinmeyi ve bir sonraki hamleyi daha sağlam atmayı sağlar.


Hiç denememek ise içinde “Ya deneseydim farklı olur muydu?” yazan bir notu şişeye koyup denize atmak gibidir. Kimse ne olacağını bilemez.


5- Kendinize inanın ve harekete geçin!


En uzun yollar bile ilk adımla başlar. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde edemeyeceğinizi unutmayın. Hedefinizi, başarmak istediğiniz amacınızı net olarak görün. Ona ulaştığınızda hayatınızda nelerin daha güzel olacağını hayal edin.


Geçmişteki başarılı anlarınızı hatırlayın. Olumlu düşünün. Potansiyelinize inanın.


Aldığınız kararlar uygulanmadığı sürece bir işe yaramaz. Değişim, hedefe ulaşmak ve mutluluk için aklınızda her ne varsa şimdi harekete geçin.


Ertelemenin sonu yok. Size bir şeylerin ters gittiğini söyleyen içinizdeki o “huzursuzluk hissiyle” yaşamaya alışmak yerine onu yok etmek için hayatınızın kontrolünü elinize alın!


Planlarınızı uygulayacak bir tek kişi var: Siz!


Planlarınızı uygulamak için tek bir doğru zaman var: Şimdi!


İLETİŞİM
Şimdi iletişime geçin, en kısa sürede size ulaşalım

Umut Esen Eğitim & Danışmanlık

Sun Plaza Kat:13

Bilim Sk. No:5 Maslak / İstanbul​

T: +90 (212) 367 40 50

info@umutesen.com

Sosyal medyada takip edin
  • Instagram
  • YouTube
  • Facebook
  • Twitter
  • Siyah Spotify Simgesi

© 2018. Her hakkı saklıdır. Yazılı izin olmadan alıntılanamaz.