Gerçek Mutluluğun Basit Formülü

Ne iş yaparsa yapsın, tüm insanlar mutlu olmak için yaşar. Paranın, şöhretin, sporun, çalışmanın, evliliğin ve hatta boşanmanın tek amacı daha mutlu olmaktır. Onu nerede ve nasıl aradığımız veya bulup bulamadığımız kişiye göre değişir ama attığımız her adımın asıl ve doğal niyeti aynıdır: mutluluk!


Biz insanların bir diğer ortak özelliği ise sosyal bir varlık olduğumuz gerçeğidir. İnsan, tek başına kaldığında giderek mutsuz ve anlamsız olmaya başlar. Tek başımıza olduğumuz bir dünyada, tüm dünya bizim de olsa bunun bir anlamı olmaz. Freud, insanın tüm eylemlerinin temel motivasyonunun ‘değer görmek’ olduğunu söyler. Bu değerin hayattaki karşılığı çevremizdeki insanların varlığıdır.


Sosyal bir varlık olan insan için mutluluğun formülü de burada saklıdır. Paylaşıldıkça artan ender değerlerden olan mutluluk, ancak kolektiflikle kalıcı ve anlamlı olabilir.

Örneğin kazanılan parayı, yoksul bir babanın evladına ne zamandır istediği oyuncağı almasına yardım etmekten daha anlamlı yapabilen bir alışveriş var mıdır?


Hangi eşyaya sahip olmak, bir çocuğu mutlu edip onun gözlerindeki ışıltıda pay sahibi olduğunuzu bilmek kadar huzur verebilir?


Kana kana içilen hangi su, susuzluktan yere serilmiş bir sokak hayvanının minnet dolu bakışıyla size kuyruk sallaması kadar ferahlık sağlar?


Hangi yemek, boğazından günlerdir sıcak lokma geçmemiş bir insanın karnını doyurabilmek kadar lezzetli olabilir?


Hangi diploma, bir bilgiyi ona ihtiyacı olan insanlarla paylaşmaktan, gençlere ilham vermekten, umutsuz birinin iş bulmasına yardım etmekten daha geçerlidir?


Hangi semtin rayiç bedeli, oradaki komşuluk ilişkileri ve dayanışmadan daha değerli olabilir?


Hangi kıyafet “içten bir gülümseyişten” daha şık, hangi araba “omza dokunan bir dost elinden” daha konforludur?


Hangi tatil, huzurevlerindeki yaşlılarla veya kimsesiz çocuklarla vakit geçirmekten daha dinlendirici olabilir?


Hangi yastık vicdandan daha rahattır?


Hangi saat markası, bir doğrunun peşinden gitmeye, haklıların yanında mücadele etmeye ve değerleri savunmaya zaman ayırmaktan daha prestijli olabilir?


Mutluluk, tek başımıza elde edebileceğimiz bir şey değildir. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” diyen peygamberden, “Tek başına kurtuluş yok, ya hep beraber ya hiçbirimiz” diyen devrimci lidere kadar birçok büyük insan hayatın anlamının başkalarını mutlu etmekten geçtiğini keşfetmişlerdir.


Diğer insanları umursamayıp tek başına mutlu olmaya çalışmak, batan bir geminin güvertesinde tek başına güneşlenmek kadar anlamsızdır.


Maddiyatı amaç, bencilliği özgüven ve umursamazlığı güç sanmak bizi çıkmaza götürecek temel yanılgılardır.


Ne kadar güzel, başarılı, ünlü veya zengin olsak da başkalarının mutluluğuna emek vermediğimiz ve dünyaya değer katmadığımız sürece tükenmişlik sendromuna kapılmak kaçınılmazdır.


Daha mutlu olmanın, gerçek ve kalıcı mutluluğun sırrı, başkalarının mutlu olmasına katkıda bulunmaktır.


Bütçenizde başkalarına pay ayırmak mutluluğunuzu da paranız gibi daha bereketli yapacaktır. Planlarınızda gönüllü çalışmalara zaman ayırmak sizi daha dinç kılacaktır.


Bir fidan dikmek, bir çocuğu güldürmek, kapı önüne bir kap mama koymak, haksızlığa karşı bir yürüyüşe katılmak, başkaları için de dua etmek, çalışanlara içten teşekkür etmek, komşunuza gülümsemek, hayırlı işlere aracı olmak...


Bunlar bizi kalıcı mutluluğa götüren gerçek eylemlerdir.

Ve Rudyard Kipling’in dediği gibi:


“O zaman yeryüzü üstündekilerle birlikte senindir

Ve dahası, sen bir insan oldun demektir”




* INTOWN dergisinin Ocak 2019 sayısında yayımlanmıştır.

İLETİŞİM
Şimdi iletişime geçin, en kısa sürede size ulaşalım

Umut Esen Eğitim & Danışmanlık

Sun Plaza Kat:13

Bilim Sk. No:5 Maslak / İstanbul​

T: +90 (212) 367 40 50

info@umutesen.com

Sosyal medyada takip edin
  • Instagram
  • YouTube
  • Facebook
  • Twitter
  • Siyah Spotify Simgesi

© 2018. Her hakkı saklıdır. Yazılı izin olmadan alıntılanamaz.