Kısır Döngüden Çıkmak



Kimi zaman kendimizi bir hamster çarkında gibi hissederiz. Ne kadar hızlı ve çok koşarsak koşalım yerimizde saydığımızı fark ederiz.


Masallardaki “Az gitmiş, uz gitmiş, bir arpa boyu yol gitmiş” deyişi gibi... Hedefe ulaşmak şöyle dursun, yönümüzü bile değiştiremeden boşa çabalar dururuz.


Bu bir ‘kısır döngü’dür. Aynı olumsuz sonucu veren ve çözüm getirmeyen durumların tekrarlanması, olarak tanımlanabilir.


Enerjimizi tüketen ve bizi umutsuzluğa iten bu kısır döngüleri kırıp istediğimiz hayatı yaşamak için yaşantımızda birkaç ince ayar ve güncelleme yapmak gerekiyor:


1- RUTİNDEN KURTULUN


İnsan beyninde günde ortalama 70 bin fikir dolaşır ve bunların %95’i bir önceki günle aynıdır. Bunun en temel sebebi günlerimizin ve o günler içindeki eylemlemlerimizin neredeyse aynı oluşudur. Her gün aynı görüntüleri, aynı duyguları, aynı sesleri, aynı tatları görmek beynimizi de rutine alıştırır ve yeni düşüncelere kapatır.


Her gün kahvaltıda aynı şeyleri yemek, işe aynı yoldan gitmek, aynı yerden alışveriş yapmak, aynı gazetede aynı yazarları okumak, aynı tv programlarını izlemek…


Oysa dışarıda keşfetmenizi bekleyen sonsuz görüntüler, sesler, tatlar, kişiler, duygular ve fikirler var. Aynı şeyleri yapıp farklı bir hayat ummak kulağa mantıklı geliyor mu?


Ezberlediğiniz hayatı, senaryoya uyan bir aktör/ aktris gibi her gösterimde aynı şekilde tekrar ettiğiniz sürece oyunun başka türlü bitme ihtimali var mı?


Andre Gide, her ay hiç ilgi duymadığı konularda en az bir kitap okumaya zorlarmış kendini. Böyle bir şey deneyerek başlamaya ne dersiniz?


İşe farklı bir yoldan gidin bu sefer. Her gün dinlediğiniz radyodan başka bir radyo açın. Hiç sevmeyeceğinizi düşündüğünüz bir müzik türü dinleyin.


Farklı biriyle yemeğe çıkın. Daha önce hiç denemediğiniz bir yemek deneyin.


İnternete girip hiç ilginizi çekmeyeceğini düşündüğünüz bir konuyu araştırın.


Sevmediğiniz türde bir film seyredin. Hiç okumadığınız bir yazarın köşe yazısını okuyun.


Japonca harfleri öğrenin mesela. Çince, Yunanca veya Arapça da olabilir. Suluboya yapın. Origami yapın. Bitkilerin adlarını öğrenin. Daha önce dokunmadığınız ağaçlara dokunun.


Daha önce adım atmadığınız bir binaya, pazara, parka gidin. Adını bile ilk kez duyduğunuz bir yemek yapmayı deneyin.


Ama lütfen farklı bir şeyler yapın. Sizi rutinden kurtaracak, aynı şeyleri algılamaktan iştahı kapanmış duyu organlarınızı tekrar canlandıracak, sizi başka yönlere itecek yeni şeyler.


2- ÇELİŞKİLERİNİZİ FARK EDİN


Birbiriyle uyumsuz iki farklı inanca veya görüşe aynı anda sahip olmak, bizi ‘bilişsel uyumsuzluk’ denilen bir çıkmazın içine atar. Bir tıp doktorunun sigara içmesi veya hayvanları çok sevdiğini söyleyen birinin kürk giymesi gibi tutarsız durumları buna örnek gösterebiliriz.


Bilişsel uyumsuzluğun farkındalığı insanı büyük bir çıkmaza götürdüğünden, öyle değilmiş gibi davranmak için çeşitli oyunlar ve savunma mekanizmaları geliştiririz.


Örneğin mutsuz olduğumuz halde bir ilişkiyi sürdürürüz çünkü o ilişkiye yıllarımızı vermişizdir. Ailemiz ve dostlarımız bize “Onunla mutlu olamazsın, sana göre değil.” uyarıları yaptığında bizim onları dinlemeyip onca emek ve zaman harcadığımız bu ilişkiyi bir çırpıda bitirmemiz kolay değildir. “Onlar haklıymış, mutsuzum” ile “Gençliğimi verdim bu ilişkiye” arasındaki bilişsel uyumsuzluk bizi mutsuz değilmiş gibi davranmaya zorlar ve ilişkiyi ısrarla savunmamıza neden olur.


Yine bu nedenle aslında bıktığımız işte çalışmaya devam etmemizi haklı çıkaracak her türlü nedeni buluruz. Bu nedenle oy verdiğimiz partinin yanlışlarını görmemekte direniriz. Bu nedenle tuttuğumuz takımın en büyük olduğuna ve sürekli hakkının yendiğine inanırız.


Aksi halde bilişsel uyumsuzluk çıkmazına girip doğrularımızı sorgulamamız, inançlarımızı gözden geçirmemiz, emek verdiklerimizi baştan değerlendirmemiz gerekir. Dün savunduğunu bugün reddetmek suç, farklı düşünmeye başlamak ayıpmış gibi gelir.


Kendinizi kandırmaktan vazgeçmediğiniz veya çelişkilerimizi görmezden geldiğiniz sürece kısır döngü içinde yürümekten kurtulamaz hatta bir süre sonra bundan rahatsız bile olmamaya başlarsınız.


Değerlerinizle çelişmeyen bir hayat için önce kendi çelişkilerinizi fark edip kabullenmek, bunlarla yüzleşmek ve sonra da bunları yok etmek gerekiyor.


3- DÜŞÜNCE TARZINIZI DEĞİŞTİRİN


Ölü Ozanlar Derneği filminin duygusal ve çarpıcı son sahnesini hatırlarsınız. Öğrencileri Bay Keating’i sıraların üstüne çıkarak uğurlamışlardı. Bu, edebiyat öğretmenleri Keating’in daha önce sınıfta çocuklara öğrettiği “Her zaman farklı açıdan bakmalısınız” ilkesinin sembolik bir gösterimiydi.


Farklı yönlerden bakın. Ters açıdan düşünün.


Örneğin, hemen hepimiz sözcüklere düşünürüz. Oysa buna mecbur değiliz. Dünyanın gidişatını değiştiren birçok yaratıcı beyin sözcükler yerine şekille düşünmüştür.


Einstein, kavramları önce şekil olarak canlandırıp ondan sonra formüllere döktüğünü söyler. Freud, bilinçaltının açığa çıkarılması fikrine, iki bölümlü bir resme bakarken ulaşmıştır.


Düşünürken sorunları, ilişkileri, metaforları resimleştirin. Mesela maddi sorununuz var diyelim, onu dibinde delik olan bir un çuvalına mı benzetiyorsunuz yoksa musluk bozuk olduğu için bir türlü dolmayan bir küvete mi? İlki için çuvalı yamamanız, ikincisi için musluk contasına göz atmanız gerekecek ve bu ikisi birbirinden oldukça farklı çözümler.


Geniş açıdan düşünün. Aslında olmayan sınırları varsayıp kendinizi kısıtlamayın.


Klasik bir bilmece vardır: “Can ve Cem aynı anne babadan, aynı gün, aynı saat, aynı yerde doğmuştur ama ikiz değildir. Nasıl olabilir?” Aslında çok basit bir cevabı var ama bu soruyu cevabı yokmuş gibi gösteren o anda kendimize koyduğmuz sınırlar. (Cevap: İkiz değiller çünkü üçüzler. Bir de Cenk var ama beynimiz sanki üçüncü bir kardeşleri olamaz gibi görünmez bir kural koyduğu için bu aklımıza bile gelmedi.)


Post-it aslında çok güçlü bir yapıştırıcı aranırken tesadüfen bulundu. Onu bulan Arthur Fry, aradığının tam tersi kolay yapışıp sökülen bir yapışkan bulunca onu çöpe atmak yerine “Bundan nasıl yararlanabilirim?” diye düşündü.


4- CESUR OLUN


Konfor alanının dışına çıkmak, risk almak ve değişime yelken açmak cesaret ister. İşin içine reddedilmek ve garipsenmek gibi sosyal engeller de girince içimizi bir “varsın böyle olsun” kanıksaması kaplar.


Oysa korkmak doğal bir duygudur. Emin olun, herkes korkar. Cesaret, hiç korkmamak değil; tehlikeye ve korkuya rağmen ileriye atılabilmek demektir.


Sıradışı düşünmek, düşünce kuralları yıkmak ve başta garipsenecek aksiyonlar almak konusunda cesur olun.


Galilei, dünya düzdür kuralını yıktı.

II. Mehmed, gemiler sadece denizde gider kuralını yıktı.

Beethoven, senfoninin kurallarını yıktı.

Orhan Veli, şiirin kurallarını yıktı.

Freud, geleneksel tedavinin kurallarını yıktı.


Sizin de kendi ezberlerinizi ve sorgulamadığınız kalıplaşmış inançlarınızı yıkmanız konusunda cesur olmanızın zamanı gelmedi mi?


Ele geçirilmek istenen ülkeye donanmalarla ulaşıp savaşmak için karaya çıkan askerlere kaçma ihtimalinin kalmadığını göstermek için çarpıcı bir yoldur, gemileri yakmak. Ya savaşıp o toprakları alacaklar ya da orada öleceklerdir. Başka yolu veya bahanesi yoktur.


Siz de kendi bahanelerinizi yok edin. Para lazımsa kredi çekin, zaman lazımsa erken kalkın, bilgi lazımsa çalışın, fikir lazımsa danışın.


Ne gerekiyorsa yapın. Sonra cesur olun ve gemileri yakın.


İLETİŞİM
Şimdi iletişime geçin, en kısa sürede size ulaşalım

Umut Esen Eğitim & Danışmanlık

Sun Plaza Kat:13

Bilim Sk. No:5 Maslak / İstanbul​

T: +90 (212) 367 40 50

info@umutesen.com

Sosyal medyada takip edin
  • Instagram
  • YouTube
  • Facebook
  • Twitter
  • Siyah Spotify Simgesi

© 2018. Her hakkı saklıdır. Yazılı izin olmadan alıntılanamaz.